DOLAR 43,4990 0.19%
EURO 51,6240 -0.9%
ALTIN 6.786,60-9,85
BITCOIN 3398922-5.53394%
İstanbul

PARÇALI BULUTLU

SABAHA KALAN SÜRE

  • Menü
Selin Ozdemir

Selin Ozdemir

02 Şubat 2020 Pazar

Japon Sanatının Hikayesi

Japon Sanatının Hikayesi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Antik dönem Japonya’sında, sanat, sanat eseri üretme bilinci vardı ve bu bilinçle sanat eseri ürettiler demek zordur. Fakat inançlarını ifade etmek için ürettikleri formlar bize sanat ile dinin ne kadar iç içe olduğunu göstermiştir. Shintoizm’den sonra dinden öte felsefi bir doktrin bir yaşam felsefesi olarak Budizm, Japon insanının hayatına M.S. 5. yy’da girmişti.

Japonya Budizm ve Sanat dedik. Budizm’in Japonya’ya gelmesi 1500yıl öncesine dayanır. Hikaye M.S. 5~6. yy’da ilk kadın Budist rahibesi olan Zenshinni’nin 15 yaşındayken Kudara’ya (günümüz Kore Yarımadası) gönderilip Nepal, Hindistan, Çin ve oradan Kudara’ya kadar ulaşan Budizmi öğrenip, tekrar Japonya’ya dönmesiyle başlamıştır. Heykel ve resim başta olmak üzere, mimariyi de etkileyen Budizm ve Budist sanata bir bakalım.

Zenshinni, Japonların çok eski köklü inançları olan Shintoizm’den sonra özellikle kadınların da aktif olarak içinde bulunacağı yepyeni bir din olan Budizm ile ülkeye dönmüştü. Japonların şuan ki ahlaki değerlerinin temelini oluşturan bu din, ülkeye gelmesiyle önce aristokrat ailelerde sonrasında halka kadar hızla yayılmaya başlamıştı. Önceleri yazılı bir kaynağı bulunmayan Japonya Budizmi sözlü gelenek ile Budist öğretiyi yayma yoluna gidilmişti. Fakat bu zor iletim biçimi gereken faydayı sağlamadığından tıpkı Hristiyan sanatında olduğu gibi resim ve heykel öğretim aracı olmuştu. Tabi bu öğreti amacından sapıp tapınma aracı haline gelene kadar resim ve heykel yoluyla Budist öğreti yaygınlaştırılacaktı.

Budist öğreti ve Budist sanatı başlangıcı öncelikle Buda’nın biyografisini anlatan resimler, onun öğretileri ile başlamıştı. Bu resimler tapınak duvarlarına, kitaplara ve daha sonraları geliştirdikleri rulo şeklindeki pirinçten yapılmış, washi denen Japon kağıtlarına çizilen emaki’ler ile gelişmişti. Heykellerde ise durum biraz farklıydı. Bu heykeller sadece heykel olmayıp içlerinde Buda’ya ait olduğu düşünülen küçük kemik parçaları yani ”Bussharı”(bir başka yazıda buna değineceğim) veya Buda’ya ait olduğu düşünülen bazı eşyalar bulunuyordu. Günümüzde yeni teknolojilerle ve arkeolojik çalışmalarla heykellerin içlerinde bulunan tüm eşyalar tek tek gün yüzüne çıkmaya başlamıştır.

Heykeller özellikle Budizm’de cennet olduğu düşünülen “Püreland”ta Buda ile buluşma inancı ile yapılan şimdinin sanat eseri heykellerdi. Büyük çoğunluğu aristokrat ailelerce tapınaklara bağışlanan bu eserler hala tapınaklarda titizlikle korunmaktadır. Heykellerin genelde sırt kısmında veya içine saklanmış mektuplarda kim tarafından bağışlandığı ve ne için yaptırıldığı yazmaktaydı. Japonlar yine bu mektubu yazmak için kullandıkları kağıtları pirinçten yapmaktaydılar. Bu kağıtlar yani “washi” sonraları ukiyo-e başta olmak üzere çeşitli baskı ve resim sanatında kullanıldı.

Şimdilerde sanat ve din aralarındaki birliği yitirmiş olsa da Japon’larında sanatına yön veren yine inanç ve dini inançlarıydı.

Devamını Oku

Kyoto’da “Toshiya” 2020 Yeni Yıl Kyudo etkinliğine 1500 kişi katıldı

Kyoto’da “Toshiya” 2020 Yeni Yıl Kyudo etkinliğine 1500 kişi katıldı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kyoto Higashiyama-ku’daki Sanjusangendo Salonu’nda düzenlenen 70. Oomato Ulusal Kyudo Turnuvası bugün 1.500 kişinin katılımıyla gerçekleştirildi. 1500 kişi sırasıyla 60 metre uzaklıktaki hedefe nişan alarak arka arkaya oklarını çekerek hedefi vurdu

Turnuva Edo Döneminden bu yana her yıl Sanjusangendo’nun batı verandasında düzenleniyor. Geçmişte 24 saat içinde 13.o53 atistan 8.133unun hedefi vurma rekoru var.

Hakamayla katılan Nara Eyaleti Doshisha Kadın Üniversitesi 2. sınıf öğrencisi Momoko Aoyama (20);Gülerek “çok gergindim fakat ailemin desteği sayesinde eğlenceli bir şekilde atışımı yaptım”dedi.

Kaynak: Mainichi Shimbun

https://www.youtube.com/watch?v=3nrKCxnclnM

Devamını Oku

Hokusai Katsushika ve Kanagawa’nın Büyük Dalgaları “Bir Eser İncelemesi”

Hokusai Katsushika ve Kanagawa’nın Büyük Dalgaları “Bir Eser İncelemesi”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hokusai Katsushika, Geç Edo Dönemi’nde etkili olan, Kasei Bunka yani günlük şehir hayatını ilk defa resimlerine taşımış olan ukiyo-e sanatçısıdır. Doksan yıllık hayatının yetmiş yılını resim çizmeye adayan Hokusai, evrendeki her şeyi çizme saplantısına kapıldığı söylenir. 1999 yılında Amerika’da Yayımlanan Life isimli derginin seçtiği “1000 yılın başarıya ulaşmış 100 kişisi” arasında ilk seçilen Japon olmuştur.

Kanagawa’nın Büyük Dalgaları, Hokusai’nin yaptığı 1831 yılında Yayımlanan “Otuzaltı Fuji Dağı Manzarası” adlı ahşap baskı serisinin bir parçasıdır. Hokusai’nin eserleri arasında en çok bilinen bu eser Dünya’nın bilinen en ünlü Japon sanat eserlerinden birisidir. Batı sanatında da bir çok sanatçıyı etkileyen bu baskıyı günümüz Japonya’sında hemen her yerde görebilirsiniz. Çeşitli modern sanat eserlerinin ilham kaynağı olmaktan öte restorant duvarlarında, hediye paketlerinden kırtasiye malzemelerine kadar her yere misafir olan bu eser kısaca Japonya’nın bir simgesidir diyebiliriz. Gelelim teknik ve sanatsal ayrıntılarına…

Kompozisyon olarak önde büyük bir dalga, 3 adet gemi ve arka planda ortada Fuji dağı olmak üzere 3 ana ögeden oluşmuş olup, Japon sanatının sade anlatımına en iyi örneklerden birisidir. Sol üst köşede ise sanatçının imzası ile eser tamamlanmıştır. Büyük dalga ve fırtınaya rağmen hava aydınlık, renkler canlıdır. Fuji’nin zirvesi karla kaplı olmasına rağmen güneş seyircinin baktığı yerden resmi aydınlatmaktadır.

İçinde çeşitli sembollerde barındıran baskı resimde Fuji dağı görülmektedir. Fuji Dağı Japonya’da kutsal olduğu düşünülüp, güzelliğin sembolü olarak kabul edilir. Otuzaltı Fuji Dağı Manzarası serisinin hemen hepsinde ki gibi Fuji dağı, arka planda, merkezde ve ortada genel olarak eserde kontrast oluşturacak şekilde çizilmiştir. Örneğin bu eserde, önde büyük bir dalga ve arkada Fuji dağı küçük bir biçimde resmedilmiştir.

Baskı resimde diğer görülen ayrıntılar ise gemiler ve dalgalardır. Resimde kaynaklara göre 3 adet gemi çizilidir. Gemiler dönemin balık taşıma gemileridir. Gemilerde 8er kürekçi ve geminin üç tarafında 2şer tane yolcu olduğu görülüyor. Toplamda 30 kişinin var olduğunu söyleyebiliriz. Dalgalardan sıçrayan sular arka plandaki Fuji’ye kar yağıyormuş görüntüsü oluşturmaktadır.

Bu dalgalar hakkında tsunami olduğu yönünde de görüşler vardır. 1960’lara dayanan bu görüş 1960 öncesinde açık deniz dalgaları olduğu yönündeydi. Kayıtlara göre Hokusai’nin yaşadığı Kansai bölgesinde Hokusai döneminde tsunami meydana gelmemiştir. Fakat bazı iddialara göre 1792’de Kyushu bölgesi Kumamoto Eyaleti’nde meydana gelen deprem ve sonrasında oluşan tsunamiyi anlattığı varsayılmaktadır.

Son olarak Hokusai’nin imzası ise resmin sol üst köşesine atılmış olup yanına da resmin ismi kaligrafik biçimde yazılmıştır. Hokusai’nin bu imzayı hayatında sadece 30 kez kullandığı farklı bir imza olduğu söylenmektedir.

Selin Özdemir

Devamını Oku