1. Ana Sayfa
  2. Güncel
  3. Japonya neden koronavirüse karşı sıkı bir sokağa çıkma yasağı uygulamadı?

Japonya neden koronavirüse karşı sıkı bir sokağa çıkma yasağı uygulamadı?

Olağanüstü hal ilan edilmesine rağmen, Japonya, pek çok ülkenin aksine yaptırımlarla sert bir karantina sürecine girmedi. İşte nedenler…

imagetokyo

Covid-19 koronavirüs salgını, aylardır dünya genelinde daha önce hiç yaşanmamış aksamalara neden oldu; insanlar, sıkı hükümet kontrolleriyle kendilerini izole etmeye başladıkça, okullar, ofisler ve dükkânlar kapanmak durumunda kaldı. Japon hükümeti, insanlara mümkünse evden çalışmayı ve sadece gerektiğinde dışarı çıkmayı ısrarla tavsiye etse de, hükümet bu doğrultuda hiç yasal bir yaptırım uygulanmadı.

Pek çok Asya ve Avrupa ülkesi kısıtlamaların bir kısmını dikkatli şekilde azaltırken ve Japonya’daki olağanüstü hal durumu Mayıs ayı sonunda biterken, Japonya’nın neden diğer ülkelerle aynı yaklaşımlarda bulunmadığını ve neden hükümet tarafından bir sokağa çıkma yasağı getirilmediğini merak ediyor olabilirsiniz.

Seyahatlerde ve gerekli olmayan gezmelerde neden daha fazla kısıtlama yok?

Hükümet, sıkı bir sokağa çıkma yasağı getirmek, toplu taşımayı durdurmak ve kuralları ihlal eden kişilere yaptırımlar uygulamak istese bile, ülkenin şu anki mevcut anayasası altında bu uygulamaları yerine getirmek neredeyse imkânsız.

Savaş sonrası Japon anayasası, bireysel özgürlüğün daha güçlü korunmasını içeriyor ve savaştan bu yana politikacılar ve halk, etki alanı geniş hükümet güçlerine karşı daha dikkatliler. Bu şu anlama geliyor; Japon hükümetinin olağanüstü hal durumunda en fazla yapabileceği, vatandaşların işbirliğini talep etmek ve onları hükümetin tavsiyelerine uymaya teşvik etmek.

Başbakan Shinzo Abe neden ulusal bir olağanüstü hal ilan etti?

Ülke genelinde olağanüstü hal ilan edilmesi sokağa çıkma yasağıyla aynı anlama gelmese de, bu şekilde yerel yönetimler kendi bölgelerindeki işyerlerine kapatmaları yönünde ve vatandaşlarına ülke içi seyahatlerini kısıtlamaları yönünde (yasal olarak bağlayıcı olmayan) tavsiyelerde bulunabildiler. Aynı zamanda merkezi hükümete geçici tıbbi tesis olarak kullanılabilecek binaları boşaltmaları yönünde gerekli gücü verdi.

Kısıtlamaların hafifletilmesi Japonya’da ne anlama gelecek?

Başbakan Abe, mevcut olağanüstü hali 31 Mayıs tarihine kadar uzatmış olsa da, 14 Mayıs tarihinde uzmanlarla Japonya’daki durumu tartışmak ve ay sonuna kadar bazı kısıtlamaların hafifletilmesinin söz konusu olup olamayacağına dair uzmanlarla görüşecek.

Japon vatandaşları herhangi bir nedenden, istedikleri zaman evlerinden çıkmakta özgürler.  Bu duruma ek olarak, kısıtlamaların hafifletilmesiyle geçici olarak kapatılmış okullar, kütüphaneler ve diğer işletmeler, sıkı bir sosyal mesafe kuralı ile tekrar açılacak.

İnsanlar kendilerini ve başkalarını ikinci bir salgın dalgasından nasıl korumalılar?

Başbakan, ülke genelindeki olağanüstü hal kaldırıldıktan sonra bile ikinci bir enfeksiyon dalgasının çıkabilmesinin olası olduğunu belirtti. Abe’nin danışmanlığını yapan uzman komite üyesi Dr. Shigeru Omi, mevcut olağanüstü halde neden daha fazla işletmenin kapanmasını istemediklerini Financial Times’a şöyle açıkladı:  “ İnsanların davranışlarına bağlı olarak bir başka küçük dalga veya büyük bir dalga yaşayabiliriz. Bu sebeple sosyo-ekonomik faaliyetlerin sürdürülmesini, salgın yöntemimizle dengelemek istiyoruz”.

Aynı zamanda, Başbakan Abe, insanları “yeni bir hayat tarzını” benimsemeye davet ederken, hastalığın bulaşma riskini azaltmak amacıyla başkalarıyla yan yana yemek yemekten ve toplu taşıma kullanılırken konuşmaktan kaçınılması gerektiğini de ekledi.

Haberin orijinal halini buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

Yorum Yap

Yorum Yap

Yorumlar (1)

  1. _avatar

    japonların bu anayasayı cidden değiştirmesi gerek
    başlarına çok bela oluyor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir