İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Kültür
  3. Japonya’da Şamanizm Üzerine

Japonya’da Şamanizm Üzerine

Japonya’da Şamanizm’in diğer Şamanistik biçimlere kıyasla ayırt edici özellikleri nelerdir? Japonya bu süreçte hangi biçimlendirici etkileri uyguladı? Bu yazıda din ve ritüelin iç içe olduğu inanç sistemlerinden biri olan Şamanizm’in tarihsel süreç ile birlikte Japonlar üzerinde nasıl manevi bir seyir izlediğine dair sorunsal ele alınmaktadır.

WhatsApp-Image-2020-07-14-at-11.21.01

     Şamanizm’i genel hatlarıyla inceleyen ve çalışma da bulunan hatırı sayılır akademisyen olsa da; aralarında hiç kuşkusuz en çok bilenen Mircea Eliade olmuştur. Çalışması Şamanizm’in Asya’da farklılaştığı tüm alanları detaylı bir biçimde ele almaktadır. (Ayrıca Bakınız: Şamanizm – Mircea Eliade)

     Yazıya başlamadan önce gerek Şamanizm’i dinler tarihi perspektifi ile inceleyen Eliade’den ziyade Ichiro Hori’nin yapmış olduğu çalışmanın Japonya’daki din, ritüel, kutsallık üçgenini anlama ve anlatma konusunda her zaman bir adım öne koyuyorum. Her ne kadar Eliade’nin çalışması akademik açıdan detaylı bir yelpazeye sahip olsa da Batılı tarih yazıcılığı ve Japonya’ya dair Batılı perspektif Eliade okurken her zaman göz önünde bulunmalıdır. Japonya’yı tarihsel, kültürel vb. tüm anlamsal çerçeve de incelerken, birinci derece de o ülkenin bir parçası olan sosyal bilimler ve insani bilimler alanlarında uzman kişiler tarafından ortaya konulan çalışmalara öncelikle göz atılması kanaatindeyim.  Japonya hakkında edinilecek olan bilgiyi Batılı çalışmalarla ikinci bir ağızdan duymak yerine direkt olarak Japon araştırmacıların yaptığı çalışmalarla dolaysız-katıksız bir anlama ulaşılmasını sağlayacaktır. Dolayısıyla Japonya’da varlığını bir süre sürdürmüş Şamanizm’i incelerken de Ichiro Hori’nin makalesinin önemli olduğunu düşünüyorum.

     Ichiro Hori’nin 1960’larda yapmış olduğu çalışmalardan yola çıkarak anlattığı “Shamanism in Japan” adlı makalesinde kendisinden önce bu konuyla ilgili çalışmaları da kapsayacak bir biçimde Şamanizm’in Japonya’da nasıl farklılaştığını ele almaktadır. Şamanizm’in hiçbir şekilde ilkel olana özgü bir olgu olmadığının altı çizilir. Aynı zamanda animist birçok örüntüyü taşıyan Japon inanışları ve “Aydınlanma –Dönüşüm” içeren tüm felsefi dinlerin pek çoğunda Şamanizm’in izlerine rastlanabilir olduğu Hori’nin makalesinin ana hatlarını oluşturmaktadır.

    Daha önce Japonya’da Şamanizm ve dini folklor hakkında çalışmalarda bulunan araştırmacılar bu inanışın kırsal (köy) olarak tanımlanan alanlarda varlığının üzerinde durmuşlardır. Özellikle Japonya’da ki Şamanizm’de diğer Şamanistik biçimlerde yer alan lider konumunda erkeklerin bulunmasına kıyasla kadınlar oldukça etkin rollere sahiptir. Hori’ye göre; Şintoizm’de de yer alan Şaman ya da “Miko”/ 巫女 olarak adlandırılan kadınlar ikiye ayrılmaktadır.

I. Festival zamanlarında kutsal dansları sergileyen ve arındırma gücüne sahip olduğuna inanılan büyük türbelere bağlı kadın topluluğu.

II. “Davulcu Şamanlar” olarak adlandırılan medyum kadın topluluğu.

     Japonya’daki Şamanizm’de ilk dikkat çekici olan unsur tıpkı Budizmin tekrar Japon kültürüne göre revize edilmesi gibi Şamanizm’in de revize edilmesidir. Şaman olan kişi köken bakımından “Miko-Gami” (Kami’nin Çocuğu) olarak bir orijine yani bir kaynağa dayandırılır. Erken dönemlerde Şamanların klanlar içerisinde tanınmış bir pozisyonu olsa da Orta Çağ döneminde konumlarının zayıfladığı ve kırsal alanlara hapsedildiklerinin altı çizilir. (Ayrıca Bakınız: Yanagita Kunio)

     Japonya’da bölgeden bölgeye Şamanizm inancı farklı özellikleriyle ön plana çıkar. Hori’ye göre Ryukyu Adaları’nda yönetici ailelerden biri olan “Sho” ailesinde de kadınların konumu önem arz etmekteydi. Yönetici hükümet işlerinden sorumluyken yanında dini sorumlulukları olan bir kadın bulundurmaktaydı. “Kikoe Okimi”/ 聞得大君 ünvanına sahip bu kadınlar genellikle yönetici konumundaki erkeğin küçük kız kardeşi, gerekli olduğunda teyzesi ya da yeğeni bu görevi üstlenmekteydi. Çin aracılığıyla güçlü erkek mirası geleneği (ataerkil) sistemden etkilenen Japon toplumu, İmparatorluk döneminde ki toplumsal yaşam boyunca da bu geleneği benimsedi. Kojiki ve Nihonshoki’de derlenen gelenekler bu bakış açısıyla yeniden yazılmıştır.

     Hori, özellikle Saf Şamanizm döneminden sonra Şamanizm’in işlevlerini yerine getirmek için avantajlı dönem olarak Şamanizm ve Budizm’in birleştiği dönemi vurgular. Sonuç olarak Şamanizm büyük ölçüde değişmiş, daha sonraları ise batıl inançları ve kaba özellikleri almaya başlamıştır. Tapınaklarda yer alan şamanlar da, Şamanistik işlevlerini yitirdikçe, sadece dansçılar, etnologlar ve din bilginlerine dönüşmüşlerdir. “Kuchiyose” ya da tinsel şamanlara dönüşmelerinin ardından genel yargı Japon şamanlarının medyumlar olduklarına yöneliktir.

     Tapınakların Japonya’da özellikle önemli bir konum almasından sonra tapınaklarda görevli şamanistik özellikler taşıyan “Noro”/ ヌール olarak adlandırılan kadın toplulukları, merkezi yöneticiler tarafından denetlenmeye alınmıştır. Hori’ye göre; bu örgütsel yapı dinin ve siyasetin kadınlar-erkekler arasında bölünmesine kuramsal bir şekil vermek adına uzun yıllar sürdürülmüştür.

Özellikle en erken zamanlardan beri Japon kadınlarının zaman zaman manevi bir güce sahip oldukları gerçeğine dikkat çekilen bu çalışmaya halen online olarak aktif akademik kütüphaneler aracılığıyla erişilebilmektedir.

Kaynak: Shamanism in Japan- HORI Ichiro

Yorum Yap

Yazar Hakkında

Ankara Üniversitesi / Antropoloji

Yorum Yap