1. Ana Sayfa
  2. Röportaj
  3. Japonya’da bir Türk mimar: Alev Akkor

Japonya’da bir Türk mimar: Alev Akkor

Japonya’da mimarlık hayatı nasıl? İş bulma serüveninde dil ne kadar önemli? Japonya ve Türkiye’deki mimarlık farkları neler? gibi soruları olan okuyucularımızın bu yazımıza bakmalarını öneririz. Bu yazımızda, 6 senedir Japonya’da yaşayan ve Japon mimarlık ofisinde çalışan mimar Alev Akkor ile bir röportaj gerçekleştirdik. Röportajımızda, Japonya’da mimarlık, Japonya’da dil okulu, Türkiye ve Japonya mimarlık farklarından tutun; bir mimar olarak iş hayatında zorlanılabilecek durumlardan bahsettik. Japonya’da mimarlık eğitimi almak ya da çalışmak isteyenler için eğitim ve iş serüvenlerinin nasıl ilerlediğinden bahsetmeyi de unutmadık.


Röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz Alev Hanım. Öncelikle bize kendinizden bahsedebilir misiniz?

Merhabalar! Öncelikle benimle böyle bir platformda röportaj yapmak istediğiniz için ben teşekkür ederim. Ben Alev Akkor, 1981 İzmir doğumluyum. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nde okudum. 2007 yılında eğitimimi tamamlayıp, İstanbul’da çeşitli mimarlık ofisinde çalıştıktan sonra 2015 yılında Japonya’nın Osaka şehrine taşındım. Halen Osaka’da tasarım ve uygulama yapan bir firmada mimar olarak çalışıyorum.

Japonya öncesi İstanbul’da birçok firmada çalışmışsınız ve İstanbul’da 10 seneye yakın iş deneyiminiz olmuş. Eğitiminizden ve bu zamana kadarki kariyerinizden kısaca bahsedebilir misiniz?

Okulu bitirdikten sonra daha çok tasarım ve uygulama yapan ofislerde; en başlarda uygulama çizimi yapan mimar olarak, daha sonra tasarım ekibinde, en sonrasında da aslında asıl yapmam gereken şeyin bu olduğuna karar vererek şantiye ekibinde mimar olarak çalıştım. Japonya’ya gelmeden önce büyük bir şirkette proje koordinatörü olarak çalışıyordum.

Japonya’da dil eğitimine nasıl karar verdiniz ve bu yolda ilerlerken hedefiniz neydi?

Japonya mezun olduktan sonra yüksek lisans yapmak için gelmeyi düşündüğüm bir ülkeydi keza geleneksel yapı teknikleri, özellikle ahşabın kullanılış şekli öğrenciliğimden beri ilgimi çekiyordu ve bu konu üzerinde eğitimimi ilerletmek istiyordum. Sırf mesleki açıdan değil, kültür açısından da Japonya ilgi duyduğum, enteresan olduğunu düşündüğüm bir ülke olmuştur. Planlarım tam istediğim şekilde ilerlememiş olsa da eğitim için değil de yaşamak ve çalışmak için buraya taşındım. Japonya ne yazık ki, Japonca bilmiyorsanız seçeneklerinizi çok kısıtlayan bir ülke; bu sebeple iş hayatınızda size yetebilecek kadar dil öğrenmenizi tavsiye ediyorum. Her sektörde olmayabilir ama özellikle mimar ya da tasarımcı olarak gelmek istiyorsanız Japonca bilmeniz gerekiyor. Bu sebeple 1,5 seneye yakın burada yoğun bir dil kursuna gittim.

Japonca öğrenme süreciniz nasıl geçti? Japonya’ya gitmeden önce dil çalışmanız olmuş muydu? Japonca öğrenmek isteyenlere ne gibi tavsiyede bulunmak istersiniz?

Japonya’ya gelmeden önce İstanbul’da bulunan Japon Kültür Merkezi’nin kursuna gitmiştim ancak haftada 2 günlük bir kurs olduğu için anca günlük hayatımda konuşabilecek kadar Japonca öğrenmiştim. Zaten bir yandan yoğun çalışırken diğer yandan Japonca gibi bir dili öğrenmek açıkçası beni biraz zorlamıştı. Japonca çalışan arkadaşlar da büyük ihtimalle hak verecektir, biraz özveriyle 6 ayda Japonca konuşur kıvama gelebilirsiniz ama okuyup yazmasına gelince bir ömür boyu öğrenmeye ve tekrar etmeye mecbur kalıyorsunuz.

Japonya’da gittiğiniz dil okulundan bahseder misiniz? Dil okuluna gitmek isteyenlere önerileriniz nelerdir? Dil seviyeniz ne kadar ilerledi?

Osaka’da Arc Academy isimli okula gittim. Haftada 5 gün, günde 4 saatlik bir ders programı var. 3 ayda bir sınava girerek geçer not aldığınız takdirde sınıf atlıyorsunuz. Günlük ödevleriniz oluyor, liseye gider gibi her gün ders çalışmak zorunda kalıyorsunuz. Öğrenci vizesi ile Japonya’ya gelmek isteyenler için, bu kurslara minimum 6 aylık kayıt yaptırmak zorundasınız; aksi takdirde ne yazık ki vize alamıyorsunuz. Sınıflarda her ülkeden insan olduğu için ve Asya ülkeleri çoğunlukta olduğu için, dersler İngilizce destekli değil. Okula girişte size Japonca seviye tespit sınavı yapıyorlar. Ben Türkiye’de kursa gittiğim için birinci sınıfı atlayarak ikinci sınıftan başlamıştım. 1,5 sene sonrasında N2 seviyesinde Japoncam var; benden daha hırslı olanlar N1 de alabilirler.

İş bulma serüveni ve sonrası nasıl ilerledi? Japoncanızın ve İngilizcenizin olması bunu nasıl etkiledi?

Osaka’da Tokyo’daki gibi uluslararası şirketler çok olmadığı için sadece İngilizce ile iş bulma şansı biraz daha düşük. Her sektör adına konuşamam tabi, IT sektörü biraz daha toleranslı bu konuda. Sırf dil meselesi de değil, bazı şirketler Japonca bilseniz bile yabancı biriyle çalışmaya çekiniyor. Birkaç yere CV’mi göndererek görüşmelere gittim. Şu anda çalıştığım şirket ilk iş görüşmesinden sonra ikinci bir eleme olarak benden tasarım yapmamı istedi. Sonrasında 3. ve son görüşme sonrası ise kabul edildim. Osaka’ya özel bir durum olarak, günlük hayatta okulda öğretilen Japoncadan biraz daha farklı bir dil kullanılıyor (Kansai-ben). Ofiste çalışmaya ilk başladığımda patronumun dediklerinin anca yarısını zorlayarak anlıyordum. 3 sene sonrasında artık bu oranı %80’lere çıkarmayı başardım.

Şu an çalışmakta olduğunuz ofis (Knot Corporation) hakkında bilgi alabilir miyiz? Çalışma ortamınız nasıl, mimarlığın hangi alanında çalışıyorsunuz, hangi programlar kullanılıyor? Japonya’da yaptığınız projelerden de bahsedebilir misiniz?

Knot Corporation toplamda 20 kişinin çalıştığı orta ölçekli bir ofis. Daha çok konut, ofis ve zaman zaman ticari mekanlar (restoran, kafe, bar gibi) ve otel renovasyonları yapıyoruz. Yeni bina inşası yapmıyoruz keza Japonya’da üniversitelerin mimarlık bölümünden mezun olsanız bile inşaat yapma yetkisine sahip olmak için 2 aşamalı bir sınava girerek lisans almak zorundasınız. Bu lisansların da iki turu var, ニ級建築士免許書nikyuukenchikushimenkyousho, ikinci sınıf mimarlık ehliyeti, ahşap konstrüksiyon ve kat sınırı olan binalar yapabilirsiniz (bizdeki iç mimarların yetki sınırlarına benzer),一級建築士免許書ikkyuukenchikushimenkyousho ile de bizdeki mimarlık bölümünden mezun mimar yetkilerine sahip olursunuz. Sınavlar tabii ki de Japonca, ilk aşamasında tasarım sınavı var (bizdeki bitirme jürilerine benzer), ikinci aşamasında da daha teknik konularda test oluyorsunuz.

Ben henüz bu sınavlara girmedim ve bu lisansları almadım ama kendi ofisinizi açmadığınız sürece bu belgelere de çok ihtiyaç duymuyorsunuz. Bizim ofiste de bu lisansı olan mimar yok, bu sebeple sadece renovasyon yapıyoruz.

Benim çalıştığım ofis oldukça rahat (Japon ofislerinden beklenmeyecek şekilde), hafta sonları çok özel bir durum olmadığı sürece çalışmıyoruz. Program olarak Japonya’da bizdeki gibi AutoCAD kullanılmıyor ne yazık ki, çoğunlukla Vectorworks ya da bazı ofislerde ArchiCAD ya da jwCAD kullanılıyor. Programların Japonca olduğu yetmezmiş gibi bilgisayarların da işletim sistemleri Japonca, kısacası Japonca bilmiyorsanız burada da sıkıntı çekme ihtimaliniz çok yüksek.

Türkiye ve Japonya mimarlık sektörü farklarını ve düşüncelerinizi paylaşabilir misiniz?

Birincisi uygulamada kullanılan malzemeler çok farklı; Türkiye’de doğal taş da çıkıyor, ahşap da kullanılıyor, seramik gibi fırınlanmış toprak malzemeler de kullanılıyor. Ancak Japonya’da doğal kaynaklar yeterli olmadığından genelde sentetik ve kompozit malzeme kullanımı yaygın. Doğal taş kullanmak istediğinizde ithal olması gerektiği için maliyetler çok yüksek çıkıyor. Bu malzemelerin kullanılmamasının tek sebebi maliyet değil tabi, Japonya deprem ülkesi olduğu için yapıyı hafifletme amaçlı da bu malzemeler tercih ediliyor. Gene malzemeden gidecek olursak binaların büyük kısmı çelik konstrüksiyon; 5 senedir tuğla hiç görmedim diyebilirim.

Türkiye’de mimara is yaptırmak biraz lüks gibi görünüyor, ama Japonya’da orta halli bir aile de evini yaptıracaksa ya da 3 m² dükkanı olan işyeri sahibi bile soluğu mimarlık ofislerinde alıyor. Mimarlık bir lüksten ziyade bir ihtiyaç olarak görülüyor.

Japonya’da ve Türkiye’de iş hayatınızda en zorlandığınız durumlar nelerdi?

Türkiye’de şantiyede özellikle teslim tarihlerini tutturmak her zaman çok stresli oluyordu. Özellikle taşeronlarla çalışıyorsanız ve size bağlı olmayan gecikmeler çalışma hayatının en çok saç baş yolduran zamanları oluyordu. Burada ise yükleniciler sözleşmede belirtilen tarihe göre teslimini yapıyor ve her şey makine gibi tıkır tıkır ilerliyor.

Japonya’da zorlandığım konu daha çok dil ile ilgili oluyor; özellikle teknik terimlerin Japoncasını bilmediğim için başlarda sıkıntı çekmiştim. Zamanla öğrendim tabi ama bilmediğim zaman Tabu oynar gibi başka kelimeler ile anlatmaya çalışıyorum, çoğu zaman da aradığım kelime 外来語 gairaigo yani yabancı kökenli katakana bir kelime oluyor.

Türkiye’de bir iş deneyimi kazanıp gitmek mi ya da direkt Japonya’da iş bulmaya çalışmak arasındaki farklar neler olabilir, kendi açınızdan değerlendirebilir misiniz?

Ben buraya geldiğimde iş tecrübem vardı, yeni mezun değildim o yüzden bu şekilde bir deneyimim olmadı ancak öğrendiğinizi/bildiğinizi unutup başka bir şey öğrenmektense sıfırdan yeni bir şey öğrenmek daha kolay olabilir gibime geliyor. Japonya’daki yeni mezun işe alım süreçleri biraz farklı, öğrenciler daha 3. sınıftayken çalışmak istediği şirketler ile görüşmeye başlıyorlar. Belki bilenler vardır, giydiğiniz kıyafetten özgeçmişinizi hazırladığınız forma kadar (履歴書) çok belirli standartları var. Buraya öğrenci olarak geldiğinizde yeni ülkeye alışma sürecini genç yaşlarda atlatmış olacağınız için daha az stresli de olabilir. Yeni işe girmek her zaman stresli bir şey, bir de üstüne yabancı bir ülkede olunca daha da etkili oluyor.

Japonya’da mimarlık lisans- yüksek lisans eğitimi almanın, Türkiye’de mimarlık eğitimi aldıktan sonra Japonya’ya gitmeye göre avantajlı olacağını düşünüyor musunuz?

Bize okulda öğretilen, mimarlık eğitiminin yerel olması gerekliliğiydi. Mimarlık insan ihtiyacından ortaya çıkıp coğrafya ile şekillendiği için, Türkiye’de alınan mimarlık eğitimi ile Japonya’da mimarlık yapmak ilk başlarda zorluyor. Örneğin mimarlık eğitiminin başucu kitabi olan Neufert Japonya’da tamamen geçersiz. Japon ölçüleri batı standartlarına göre çok küçük, planlama kısmı tamamıyla farklı. Türkiye’de çizdiklerimi Japonya’da uygulayamayacağım gibi burada yaptıklarımı da Türkiye’de tekrar edemem. Japonya’nın üniversite giriş koşullarını bilemediğimden bu konuda yorum yapmak istemem ama Türkiye’de eğitim aldıktan sonra burada çalışmak istiyorsanız Japon standartlarını öğrenmek için tekrardan çalışmanız gerekecek.

Mimarlık kariyeriniz için gelecek planınızda neler var bahsedebilir misiniz?

Buraya ilk gelirken ki hayalim batı ve doğu estetiğini sentezleyerek tasarım yapabilmekti. İleride lisanslarımı alarak kendi ofisimi açtığımda bu şekilde mekanlar tasarlamayı düşünüyorum; bilemiyorum tabi ne zaman gerçekleşir.

Son olarak mimar olmak isteyenlere, mimarlık öğrencilerine ve yeni mezunlara ayrıca mimarlık mesleğini Japonya’da sürdürmek isteyenlere tavsiyeleriniz nelerdir?

Mimarlık çok araştırma yaptırtan bir meslek. Okulda size her türlü binanın nasıl tasarlanması gerektiğini öğretmiyorlar doğal olarak; zaten müşterilerinizin ihtiyaçları doğrultusunda yaptığınız iş şekilleniyor. Restoran tasarlarken haftalarca aşçılarla toplantı yapıp endüstriyel mutfak ile ilgili bilgiler öğreniyorsunuz; sonra başka bir işinizde otel işletmesi hakkında bilgi ediniyorsunuz. Sürekli okumanız, yeni projeleri incelemeniz, malzeme fuarlarına gidip yeni malzemeleri görmeniz daha sonra tasarlayacağınız mekanlara da yansıyacaktır. Japonya’da çalışmak isteyenler için de verebileceğim en büyük tavsiye iyi seviyede Japonca öğrenmeleri olacaktır. Sadece İngilizce ile de iş bulmanız mümkün ancak Japonca bildiğiniz takdirde size daha çok kapı açılacak, insanlarla iletişiminiz daha kolay olacaktır. Sadece mesleki olarak değil, günlük hayatınızda da dil bilmeniz her şeyi daha da kolaylaştıracaktır.

Tekrardan çokteşekkür ederim;

Sevgiler.

Alev Akkor’u Twitter’dan takip etmek için; @AlevAkkor

Alev Akkor’u İnstagram’dan takip etmek için; @alevakkor

Yorum Yap

Yorum Yap